nujinwtamara:

Mahsum Korkmaz’ın ablası anlatıyor: 
Hiç unutmam bu yıllarda Kürtçe yasaktı. Biz de yeni yeni Türkçe öğreniyorduk. Okuldaydık, babamın kamyonu devrildiği için eve gittim. Okula döndükten sonra Mahsum bana ‘ne olmuş’ dedi. Ben de kamyonun devrildiğini söyledim. Türkçe iyi bilmediği için ‘devrildi’ kelimesini anlamadı ve ne anlama geldiğini sordu: ben de Kürtçe ‘qelibiye’ dedim. Öğretmen de bizi dinliyordu. O anda bana bir tokat vurdu, yüzüm şişti, hastaneye yatırıldım. Bunun üzerine bana çok kızdı ‘abla sen neden sustun, niçin karşı çıkmadın’ diyerek, hep tepki gösterdi. O cesurluğu, sanki altı yaşında bir çocuk değil de 20 yaşındaki bir genç gibi geliyordu. Kendi kendine yemin ediyordu, ‘Ben büyüyünce bunları vuracağım, bu tokadın intikamını alacağım’ diyordu  

                                                                          Hemê dirêj

(via irkcilarinirkcisiyim)

ULAN NE DİZİYDİ BE.

2000’lerin yeni müzik tanrıları, TAME IMPALA.

DUYGULAR DERYAAAA.

Bu araba insana bile köpek çeker.

Şöyle bir Pink Floyd arşivimiz olmadıysa Tanrı bizi affetsin AQ.

Ahmet Kaya’nın gençliği ve onun altında Müslüm’ün gençliği, onun yanında hep genç kalacak Hasret ve en altta hemşerilerim, ustalarım Muharrem ve oğlu Neşet Ertaş.

YA HAK!

Bu filme overrated diyen adam sinemacılıktan bir sik anlamıyodur.

(via borukafaninevreni)